Anthropic, büyük dil modeli Claude'un bir virüs türü olan bakteriyofajda, CRISPR'ın temelini oluşturan yapıya benzeyen tekrarlayan bir DNA dizisi bulduğunu duyurdu. Şirketin yaşam bilimleri birimi, keşfin ilk kez Claude'un kendi başına yaptığı bulgu olduğunu belirtiyor. Ancak Anthropic'teki araştırmacılar, dizinin ve komşu genin işlevinin hâlâ bilinmediğini açıkça vurguluyor.
CRISPR-Cas9, güçlü bir gen düzenleme aracının temelini oluşturan ve doğada bakterilerin bağışıklık sisteminde görülen bir mekanizma. Yeni bulunan DNA tekrarları ise bir ters transkriptaz enzimi geninin yanında yer alıyor. Ters transkriptaz, RNA'yı DNA'ya kopyalayan bir enzim türü; bu komşuluk, dizinin işlevsel bir araca dönüşme potansiyeli taşıyabileceğine dair bir ipucu olarak değerlendiriliyor.
Claude ne yaptı?
Anthropic'in yaşam bilimleri başkanı Eric Kauderer-Abrams ve araştırmacı Nicholas Perry, Scientific American'a verdikleri söyleşide süreci anlattı. Şirket, Claude'a ters transkriptaz enzimleriyle ilişkili DNA dizilerinde belirli kalıpları arayan oldukça genel bir komut verdi. Modelden istenen, bu genlere "birlikte yolculuk eden" yardımcı proteinleri bulmaktı. Claude ise bunun yerine, kodlamayan RNA'da bir tekrar dizisi tespit etti ve bunun daha ilginç bir sistem olabileceğini değerlendirdi.
Perry'ye göre Claude ayrıca bu ters transkriptazların yalnızca genomları bakteriyofajlara göre çok büyük olan "jumbo fajlarda" görüldüğünü fark etti. Bu yapıya başka virüslerde, bakterilerde veya insanda rastlanmadı. Perry, biyolojide beklenmedik durumların olağan olduğunu ve bu genlerin beklenmedik biçimde yayılabildiğini belirtiyor; benzer sistemlerin başka yerlerde de bulunmasının mümkün olduğunu ekliyor.
Kauderer-Abrams, Claude'un laboratuvardaki gerçek bir biyologunkine benzer bir sezgi ve ısrar sergilediğini, "gerçekten yetenekli hesaplamalı biyologların izleyeceği mantığın tam olarak bu türü" olduğunu söylüyor. Ancak bilim insanları, bu genom bölgesinin ne yaptığını anlamak için çok daha fazla çalışma gerektiğini ve Claude'un biyologların yerini almadığını vurguluyor.
Neden önemli
Bu keşif, yapay zekanın bilimsel araştırmadaki rolüne dair iki farklı tartışmayı aynı anda gündeme getiriyor. Birincisi hız: Perry'ye göre Claude'un yaptığı analizin eşdeğerini bir insan bilim insanının tamamlaması haftalar ile aylar arasında bir süre alırken, model bunu bir gün içinde üretti. Kullanılan token sayısı ve hesaplama süresi ise bu tür araştırmalarla ilgilenen laboratuvarlar için karşılanabilir düzeyde.
İkincisi, işin en zor kısmının hâlâ insan ve laboratuvar tarafında olması. Kauderer-Abrams, biyolojide asıl zorluğun bir sistemin ne yaptığını kanıtlayacak deneyleri tasarlamak ve yürütmek olduğunu söylüyor; yapay zekanın sağladığı değer, ilginç bir araştırma konusu bulmak için harcanan ön süreyi kısaltmak. Anthropic de bu nedenle bulguyu erken aşamada topluluğa açtığını, dizinin işlevini anlamanın ve onu bir araca dönüştürmenin asıl etkili kısım olduğunu belirtiyor.
Anthropic, genel akıl yürütme modelleri ile protein dil modelleri ve protein yapısı tahmini gibi özelleşmiş biyo-temel modellerin bugün çoğunlukla tamamlayıcı roller üstlendiğini savunuyor. Özelleşmiş araçlar tek bir işte çok iyi; genel modeller ise araştırma sürecinin tüm adımlarını yürütebiliyor, hangi özelleşmiş aracın hangi bağlamda çağrılacağına karar verebiliyor.
Şirket, halüsinasyon riskine karşı değerlendirmeler yaptığını ve modelin tekrarlanabilirliğini ölçtüğünü belirtiyor. Kauderer-Abrams'a göre insan biyoloğun yerini alacak bir şey yok; model zaman zaman yanlış şeyler söylüyor ve AI kullanma becerisi tam da bunun farkında olmayı gerektiriyor. Kauderer-Abrams, dizilerin gelecekteki uygulamaları için spekülasyon yapmak için çok erken olduğunu söylüyor; ancak nükleik asitlerle etkileşen bir temel enzim, CRISPR dizilerini andıran bir tekrar dizisi ve bir yardımcı proteinin bir arada bulunmasının nadir olduğunu ekliyor. Doğada bulunan bu tür sistemlerin önemli bir kısmı geçmişte kullanışlı araçlara dönüştürülmüştü.