Tokenlaştırılmış nakit fonları sunan fintech girişimi Spiko, Seri B yatırım turunda 90 milyon dolar yatırım aldı. Turu New Enterprise Associates (NEA) yönetti. Index Ventures, Speedinvest ve White Star Capital da tura katılan yatırımcılar arasında yer aldı.
Melek yatırımcılar arasında Qonto'nun kurucuları ve Bundesbank'ın eski başkanı Axel Weber de bulunuyor. Yeni turla birlikte Spiko'nun bugüne kadar topladığı toplam yatırım 120 milyon dolara çıktı.
Spiko ne yapıyor?
Paul-Adrien Hyppolite tarafından kurulan Spiko, şirketlerin ve kurumların atıl duran nakitlerinden getiri elde etmesini kolaylaştırmaya odaklanıyor. Şirket, Avrupa ve ABD'de yaklaşık 50 trilyon dolarlık nakit ve mevduat bulunduğunu, ancak bu varlıkların önemli bir kısmının düşük getiri sağladığını veya hiç getiri sağlamadığını belirtiyor.
Spiko, kısa sürede nakde çevrilebilen ürünlerden belirli vadeye sahip ürünlere kadar farklı seçeneklerden oluşan düzenlemeye tabi nakit fonları geliştiriyor. Şirketler bu fonlara Spiko'nun masaüstü ve mobil uygulamaları üzerinden erişebiliyor. Finansal platformlar ise API aracılığıyla Spiko'nun ürünlerini kendi hizmetlerine entegre edebiliyor.
Girişimin müşteri tabanında startup'lar, scaleup'lar, araştırma kuruluşları, kamu kurumları, girişim sermayesi fonları ve sağlık kuruluşları bulunuyor. Ürünler euro, ABD doları, İngiliz sterlini ve İsviçre frangı cinsinden kullanılabiliyor.
Zincir üzerinde ihraç ve otomasyon
Spiko'nun fonları zincir üzerinde ihraç ediliyor. Bu sayede fonlar, stablecoin ve akıllı sözleşmelerin kullandığı altyapıyla birlikte çalışabiliyor. Şirket, bu alanda BlackRock ve Franklin Templeton'ı geride bırakarak dünyanın en büyük tokenlaştırılmış nakit fonu ihraççısı konumuna geldiğini ifade ediyor.
Spiko'nun altyapısı, şirketlerin nakit yönetimini belirli kurallar çerçevesinde otomatikleştirmesine de imkan tanıyor. Örneğin şirketler maaş ve tedarikçi ödemeleri için operasyon hesaplarında ne kadar para tutulacağını belirleyebiliyor; bunun üzerindeki tutarlar otomatik olarak likit fonlara aktarılabiliyor. Daha uzun süre kullanılmayacak nakit ise vadeli ürünlere yönlendirilebiliyor. Bu kuralların hazine yönetimi sistemleri veya yapay zeka ajanları tarafından Spiko'nun API'si üzerinden yönetilmesi de mümkün.
Yatırım nereye gidecek?
Spiko, yeni yatırımı yeni nakit fonları piyasaya sürmek, yeni pazarlara açılmak ve Avrupa'daki ekibini büyütmek için kullanacak. Paris ve Londra'da merkezleri bulunan şirket; Almanya, İtalya, İspanya, Hollanda ve Nordik ülkelerde de yerel ekipler kurmayı planlıyor.
Neden önemli
Spiko'nun hedeflediği alan, kurumsal hazine yönetiminin en muhafazakar bölümlerinden biri. Şirketin 50 trilyon dolarlık nakit ve mevduat havuzuna ilişkin tespiti, bu varlıkların büyük kısmının ya düşük getiri ya da hiç getiri sağlamadığı yönünde. Spiko burada getiriyi artırmayı değil, erişimi ve otomasyonu satıyor: düzenlemeye tabi fonlar, çoklu para birimi ve API üzerinden entegrasyon.
Tokenlaştırılmış fonların zincir üzerinde ihraç edilmesi, stablecoin ve akıllı sözleşme altyapısıyla birlikte çalışabilirlik anlamına geliyor. Bu, hazine yönetimini yalnızca banka hesapları ve klasik fon platformları üzerinden kurgulayan kurumlar için alternatif bir teknik yol açıyor. Spiko'nun BlackRock ve Franklin Templeton gibi büyük varlık yöneticilerinin önünde olduğunu belirtmesi, tokenlaştırılmış nakit fonu pazarında ölçeğin şimdiden anlamlı bir rekabet unsuruna dönüştüğünü gösteriyor.
Otomasyon tarafı ise kurumsal finans ekipleri için daha somut bir vaat içeriyor. Operasyonel nakit tamponunun kural bazlı belirlenmesi ve fazlasının otomatik olarak likit veya vadeli ürünlere yönlendirilmesi, hazine süreçlerinde manuel adımları azaltıyor. Bu kuralların yapay zeka ajanları üzerinden yönetilebilmesi, ajan tabanlı finansal operasyonların kurumsal nakit yönetimine giriş kapısı olarak okunabilir.
90 milyon dolarlık Seri B, Avrupa fintech pazarında yatırımcı iştahının tokenlaştırma ve kurumsal nakit yönetimi kesişiminde canlı olduğunu gösteriyor. NEA'nın turu yönetmesi ve Axel Weber gibi isimlerin melek yatırımcı olarak katılması, düzenlemeye tabi bir ürün yapısının yatırımcı nezdinde ayrı bir değer taşıdığına işaret ediyor. Şirketin Almanya, İtalya, İspanya, Hollanda ve Nordik ülkelerde yerel ekip kurma planı ise büyümenin teknoloji değil, düzenleyici ve satış kapasitesi üzerinden kurgulandığını gösteriyor.