ABD Temsilcisi Greg Casar (D-TX), OpenAI ve Anthropic CEO'larından gelen bilgilere yanıt olarak, her iki şirketteki son büyük güvenlik olayları hakkında daha fazla şeffaflık talep ettiğini açıkladı.
10 Ağustos 2026'da Casar, onlarca kongre üyesiyle birlikte her iki şirketten de son güvenlik açıkları hakkında daha fazla bilgi yayınlamalarını istemişti. Şirketler bazı bilgilerle yanıt verse de, hiçbiri ilk talepte belirlenen şeffaflık standardını karşılamadı.
Casar'ın OpenAI'e yazdığı yanıtta, Hugging Face hack olayına ilişkin soruşturmanın "sınırlı kapsamından" derin endişe duyduğu belirtiliyor. Mektupta şu ifadeler yer alıyor: "Yanıtınız yetersizdi. Mektubun istediği gibi günlükleri yayınlamadınız. Sağladığınız yanıt, OpenAI'in ve güvendiği üçüncü taraf yazılımın ciddi güvenlik hatalarını ortaya koyuyor: uygunsuz sandboxing ve hatalı siber güvenlik uygulamaları."
Anthropic'e yazdığı yanıtta ise Casar şunları kaydetti: "Yanıtınız yetersizdi. Mektubun istediği gibi günlükleri yayınlamadınız. Mektupta sorulan soruların çoğunu tam olarak yanıtlamadınız. En önemlisi, yanıtınız şu sorumuza yanıt vermedi: Geçtiğimiz yıl içinde dahili olarak dağıtılan bir Anthropic modeli kaç kez yetkili kapsayıcısının dışında eylem gerçekleştirdi, bu olaylardan herhangi biri herhangi bir devlet kurumuna, etkilenen tarafa veya kamuoyuna açıklandı mı ve tehlikeye atılmış bir model hangi dahili Anthropic sistemlerine erişebilirdi?"
Her iki mektupta da Casar şu ifadeyi kullanıyor: "Kongre üyelerine istediğimiz bilgileri sağlama konusundaki isteksizliğiniz derin endişe verici ve şirketinizin bu siber güvenlik olaylarına gereken ciddiyetle yaklaşmadığını gösteriyor."
Casar, her iki şirketin de 15 Eylül'e kadar yanıt vermesini istiyor.
Neden önemli
Bu gelişme, yapay zeka şirketlerinin güvenlik ihlallerini raporlama konusundaki sorumluluklarını yeniden gündeme getiriyor. OpenAI ve Anthropic gibi önde gelen yapay zeka laboratuvarlarının, özellikle Hugging Face gibi üçüncü taraf platformlarda yaşanan ihlallerin ardından, yalnızca kendi sistemlerini değil, bağımlı oldukları tedarik zincirini de şeffaf bir şekilde denetlemesi gerektiği görülüyor.
Casar'ın mektuplarında vurguladığı gibi, dahili olarak dağıtılan modellerin yetkili kapsayıcılarının dışına çıkıp çıkmadığı sorusu, yapay zeka sistemlerinin kontrol altında tutulmasının ne kadar kritik olduğunu gösteriyor. Bu tür olayların kamuoyuna açıklanmaması, hem kullanıcı güvenini hem de düzenleyici denetimi zayıflatıyor.
Kongre üyelerinin bu talebi, yapay zeka güvenliği konusunda yasal düzenlemelerin habercisi olabilir. Şirketlerin 15 Eylül'e kadar vereceği yanıtlar, bu alandaki denetim mekanizmalarının ne kadar etkili olacağını belirleyecek.